Jonsi & Alex Eminönü Halk Konseri
Last Updated on Saturday, 17 July 2010 14:56 Written by Mehmet Ali ANIL Sunday, 23 May 2010 11:50
22 Mayıs 2010 akşamı, Eminönü'nde halk konseri dediğimizde aklımızda canlanması muhtemel olandan oldukça farklı geçen bir konseri belki biraz da mazur görmenizi umduğum prematüre bir heyecan ile kısaca anlatacağım.
Öncelikle bahsi geçen konser nasıl oldu ise, tanıtımı pek bir cılız yapılmış, cılız olmasa dahi bana haberi dostlarım olmasa ulaşmayacakmış. Her ne kadar İstanbuldaki ortaklığı İTÜ MİAM ile yapılmış olsa da haberini okuldan almamış olmam düşündürücü. Ya da ben aklım beş karış havada geziyorum.
Aslında kendisi "The Morning Line" adı verilen üç günlük bir festivalin açılış konseri. Eminönü meydanına (Yeni Cami nin önündeki kuşlu meydanda) kurulmuş bir enstalasyon (yerleştirme) ile oldukça ilgi çekici duran bir yapıda yapılacak olan bir festival kendisi. Burada en açıklayıcı olacak şeyin bir resim olduğunu düşünüyorum:

Matthew Ritchie, Aranda\Lasch and Arup AGU The Morning Line Istanbul 2010
http://www.tba21.org/pavilions/83?category=pavilions
Bu metal yapının içerisinde insanların kendi hissi yolculuğuna çıkmaları için bir çok hoparlör ve birkaç ekran yerleştirilmiş. Aslında yapının görsel olarak bir bütünlüğü güzel arzettiğini, eğreti durmadığını kabul etmekteyim, fakat şu ana kadar belki de deterministik ve gözlemlemeye çırpınan yapımdan dolayı bir kaç an dışında bu tip yerleştirmelerde bir hisse kapılamadım. Belki de çok kalabalıktı, ve insan diyaloglarının sürekli farklı kesirlerini duymaktan dolayı zavallı hale gelmiş olan bedenim bir şey hissetmeyi reddetti, mümkün. Bu yapının içerisinde konser dinleme fikrini beğendim ama, günümüzün sanatında boyut arttırma eğilimi ile ilgili bir şey olabilir tabii ki (Bir boyutlu sanat eseri bilen biri lütfen bana haber versin).
Sanatçı bu görünmeyen beş boyutlu enstelasyonda, uzay-zamanı yapıbozumcu bir dışavuruma sahip şekillerde bükülü tuttuğu 5 farklı durum arasında rastgele geçişler yapmaktadır.
İşte 4+1 boyut, işte enstelasyonda zamandışı ve konumdışı bir deneyim yaşama garantisi! Kaçışı yok, herkes istese de istemese de birşeyler hissedecek. TA DUM! uzayzamansanat.
Her neyse, sonuçta Fatih Belediye Başkanının ilkokuldaki resmi bayram törenlerindeki hissiyatı tekrar yaşatmış olması hepimizi bir hayli duygulandırdı. Bu toprakların kültürünün oldukça derinlerinde bulunan bir kültürel değerimiz olan bu ritüeli, hiyerarşi vurgusunu, bedenen ve ruhen tecrübe edilen o çile hissini, ve devletin babacanlığını çok başarılı bir şekilde bu kültürden uzak kalmış insanlara tattırmış olması bir festival açılışına bir hayli yakıştı. Aynı zamanda güzel sanatçıyı ve sanatı korumak gibi bu kültürün bir hayli derinliklerinden kopmuş konuşma ile davetlilerin Mali'deki bir fraktal köyün ayinine davetliymiş gibi kendilerini özel hissettiklerine eminim.
Sonuçta bu metal yapı ile başarılı bir etkileşim geçirdikten sonra Sigur Ros'un solisti Jonsi ve Alex'in konserine geçtik.
Bahsi geçen insanların müziği için: Jonsi & Alex
İlgili müzik için: Jonsi - Go
Her ne kadar yazıda size aktaramayacağım bir deneyim olsa da, konser başladığı andan itibaren sağanak şeklinde yağmurun yağması, konserin ilgili yerleştirmenin hemen yanında, ama yine de Yeni Cami ile Rüştem Paşa Caminin arasındaki meydanda olmasının verdiği gerçeküstü hissi bir hayli artırdı. Konserin sonuna doğru Yani Cami ve Rüstem Paşa Cami imamları o yanık sesleri ile sanatçılara katıldı. Oradaki sesin nasıl olduğunu anlatmaya çalışmayacağım, ama emin olun eğreti durmadılar. Günü, kardeşim yanında kulağının kalıba dökülmüş tıpkısını taşıyor bulunduğundan, Jonsi'ye kardeşimin kulağının betondan kopyasını hediye ederek gerçekdışılığın zirvesinde, dada melekleri tarafından kutsanarak noktaladık.
Efendiler, olur da denk gelirseniz tavsiye ederim, ama böylesine denk gelmeniz hayli güç olabilir.
İlgili konserde çektiği fotograflar çok iyi değiller, havadan ve gece olmasından dolayı bir hayli lo-fi çıkacaklarını tahmin ediyorum, fakat bir iki ay içerisinde bastığımda buraya koyacağım.



